Posts Tagged ‘Hz. Mehdi Ne Zaman Gelecek’

HZ. MEHDİNİN ÇIKIŞ ALAMETLERİ

 

 

 

 

1
Ay’ın Yarılması >>>
2
İran-Irak Savaşı >>>
3
Fırat ile Dicle Arasındaki Büyük Savaş >>>
4
Afganistan’ın İşgali >>>
5
Fırat’ın Suyunun Kesilmesi >>>
6
Ramazan Ayı’nda Ay ve Güneş Tutulmaları >>>
7
Kuyruklu Yıldızın Doğması >>>
8
Kabe Baskını ve Kabe’de Kan Akıtılması >>>
9
Doğu Tarafından Bir Ateşin Görünmesi >>>
10
Güneş’ten Bir Alametin Belirmesi >>>
11
Güneş Tutulması >>>
12
Sistemlerin Değişmesi >>>
13
Tozlu Dumanlı Bir Fitne >>>
14
Yaygın Katliamların Meydana Gelmesi >>>
15
Şam ve Mısır Meliklerinin Öldürülmesi >>>
16
Eski Ürdün Kralı Abdullah’ın Öldürülmesi >>>
17
Mısırlıların Esir Alınması >>>
18
Şehirlerin Yok Olması >>>
19
Harap Olmuş Yerlerin İmarı >>>
20
Dördüncü Sulh ve Arap-İsrail Barışı >>>
21
Bir Ordunun Kaybolması >>>
22
Iraklıların Parası Kalmayacak >>>
23
Bağdat’ın Alevlerle Yok Edilmesi >>>
24
İsrail-Filistin Barış Görüşmeleri >>>
25
Irak ve Şam’a Ambargo >>>
26
Irak’ın Yeniden Yapılanması >>>
27
Irak Halkı Şam’a, Kuzeye Kaçar >>>
28
Şam’da Fitneler >>>
29
Şam, Irak, Arabistan’da Kargaşa >>>
30
Irak’ın Üçe Bölünmesi >>>
31
Mahalle Aralarında Savaş >>>
32
Müslümanlarla Yahudilerin Savaşması >>>
33
Masum çocukların öldürülmesi >>>
34
Fitnelerin Çoğalması >>>
35
Her Yere Ulaşan Bir Fitne >>>
36
Haramların Helal Sayılması >>>
37
Allah’ın Açıkça İnkar Edilmesi >>>
38
Allah’tan Başka İlahlar Edinilmesi >>>
39
Materyalist Felsefenin Yaygınlaşmasına İşaret >>>
40
Anarşi ve Kargaşa Günleri >>>
41
Barışın Kalkması >>>
42
İhtilallerin Olması >>>
43
İnsanların Birbirinden Kaçışması >>>
44
Dünyayı Karışıklık ve Kargaşanın Kaplaması >>>
45
Büyük Olayların ve Hayret Verici Şeylerin Meydana Gelmesi >>>
46
Bazı Müslümanların Durumu >>>
47
İslam Dünyasının Mevcut Konumu >>>
48
Müslümanların Birbirleri ile Savaşmaları >>>
49
Müslümanların Maruz Kaldıkları Şiddetli Belalar >>>
50
Masum İnsanların Öldürülmesi >>>
51
İnsanların Sebepsiz Yere Öldürülmesi >>>
52
Her Yerde Kargaşaya Sebep Olan Fitneler >>>
53
Mehdi’den Ümit Kesilmesi >>>
54
Fakirlik ve Açlık >>>
55
Kuraklık >>>
56
Belirli Senelerde Bozulan Ekonomi >>>
57
Ticaretin ve Yolların Kesilmesi >>>
58
Kazancın Azalması >>>
59
Milli Servetlerin Zenginler Arasında Bölüşülmesi >>>
60
Depremlerin Artması >>>
61
Yer Çökmeleri >>>
62
Evlerin Mezar Olması >>>
63
Rüzgar ve Kasırgalar >>>
64
Şiddetli Bir Yağmurun Yağması >>>
65
Yıldırımların Çoğalması >>>
66
Hak Dinin ve Kuran Ahlakının Terk Edilmesi >>>
67
Kuran’ın Gereği Gibi Düşünülmemesi >>>
68
Müslümanların Müslüman Olmayanlara Özenmesi >>>
69
Kuran’dan Uzaklaştıran Fitneler >>>
70
İslam Ahlakından Uzaklaştıran Propagandcılar >>>
71
İkiyüzlü ve Sahtekar Din Adamları >>>
72
Siyaset Adamlarındaki Dejenerasyon >>>
73
“İyiliği Emretme, Kötülükten Men Etme” İbadetinin Terki >>>
74
Maruf (İyilik, Doğruluk) ile Münker (Kötülük)ün Birbiriyle Karıştırılması >>>
75
Yakınlarının, Kişiyi Kötülüğe Teşvik Etmesi >>>
76
Gerçek Müminlerin Sayıca Çok Az Olması >>>
77
Cami ve Mescitlerin Farklı Amaçlarla Kullanılması >>>
78
Kuran’ı Menfaat İçin Okuyanların Çıkması >>>
79
Yıldız Falına İnanılması ve Kaderin Yalanlanması >>>
80
Haccın Allah’ın Rızası Dışında Amaçlarla da Yapılması >>>
81
İnsanların Nefsani Tutkularına Önem Vermeleri >>>
82
Sosyal Bozulma >>>
83
Haine İtimat Edilmesi, Doğruların Hain Sayılması >>>
84
Güvenilir İnsanların Azalması >>>
85
Emanet Ehli İnsanların Azalması >>>
86
Zekatın Terk Edilmesi >>>
87
Namaz İbadetinin Terk Edilmesi >>>
88
Yalancı Şahitlik ve İftiranın Yaygınlaşması >>>
89
Ehil Olmayan Kişilere Sorumluluk Verilmesi >>>
90
Üstünlüğün Takvada Değil Zenginlikte Aranması >>>
91
İnsani İlişkilerin Bozulması >>>
92
Hayvanlara İnsanlardan Çok Değer Veren Kişiler >>>
93
Ailevi İlişkilerin Bozulması >>>
94
İnsanlar Arasında Sevgi ve Saygının Azalması >>>
95
Aile Kurumunun Zayıflaması >>>
96
Dünya Hırsının Artması >>>
97
Riyakarlık ve Gösterişin Hakim Olması >>>
98
Kaba Söz ve Küfrün Yaygınlaşması >>>
99
Sahtekarlık ve Rüşvetin Artması >>>
100
Dedikodu ve Alayın Artması >>>
101
Kimi Gençlerin Din Ahlakından Uzaklaşması >>>
102
Ahlaki Çöküş >>>
103
Zinanın Artması >>>
104
Eşcinselliğin Kabul Görmesi >>>
105
Salgın Hastalıklar >>>
106
Ani Ölümlerin Çoğalması >>>
107
Cinayetlerin Artması >>>
108
İntihar Vakalarının Artması >>>
109
İç Savaşlar-İhtilaflar >>>
110
Okur-Yazarların Artması >>>
111
Zamanın Kısalması >>>
112
Şehirleşmede Artış >>>
113
Yüksek Binaların İnşa Edilmesi >>>
114
Çarşıların Yakınlaşması >>>
115
Kişinin Kamçısının Ucuyla Konuşması >>>
116
Kişiye Kendi Sesinin Konuşması >>>
117
Semadan Bir El >>>
118
Ürün Artışı >>>
119
Çöllerin Yeşertilmesi >>>
120
Ömürlerin Uzaması >>>
121
Sahte Peygamberlerin Ortaya Çıkışı >>>
122 İki Ramazanda Güneş Tutulması >>>
123 Azerbaycan’ın İşgali, Hz. Mehdi (A.S.)’nin Çıkış Alametlerindendir >>>
124 EKONOMİK DURUMUN KÖTÜLEŞMESİ >>>
125 HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN İSTANBUL’A GELİŞİNİ İNSANLARA HABER VEREN BÜYÜK ALAMET >>>
126 KEHF SURESİ’NİN 79. AYETİNDE, 1979 YILINDA BATAN INDEPENDENTA GEMİSİNE VE 1979 YILINDA YAŞANAN ANARŞİ ORTAMINA İŞARETLER VARDIR >>>
127 FIRAT NEHRİ’NİN SUYUNUN KESİLMESİNİN ARDINDAN TIRMANIŞA GEÇEN PKK TERÖRÜ, HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDENDİR >>>
128 HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN İMAM RABBANİ TARAFINDAN BİLDİRİLEN YENİ BİR ALAMETİ DAHA GERÇEKLEŞTİ: BOYNUZU ANDIRAN İKİ UÇLU YILDIZIN ÇIKIŞI >>>
129 HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN GELECEK BİR YÜZYILDA ZUHUR EDECEĞİNİ İDDİA EDENLER BÜYÜK BİR YANILGI İÇİNDEDİRLER >>>
130 KURAKLIĞIN ARDINDAN GÖRÜLEN YOĞUN YAĞMUR YAĞIŞLARI HZ. MEHDİ (A.S)’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDENDİR >>>
131 UZAYDA İNSAN ELİ BİÇİMİNDE BİR GÖRÜNTÜ OLUŞACAKTIR, BU HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ÇIKIŞ ALAMETİ OLACAKTIR >>>
132 İMAM RABBANİ HZ. MEHDİ (A.S.) ÇIKMADAN ÖNCE HADİSLERDE BELİRTİLEN BİRÇOK ALAMETİN OLUŞACAĞINI SÖYLEMİŞTİR, BU ALAMETLERİN HEMEN HEPSİ ÇIKMIŞTIR >>>
133 İMAM RABBANİ HAZRETLERİ’NİN HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN HİCRİ 1400′DE ZUHUR EDECEĞİNE DAİR VERDİĞİ İKİ ÖNEMLİ ÖLÇÜ DE GERÇEKLEŞMİŞTİR >>>
134 BÜYÜK ŞEHİRLERİN YOK OLMASI: SAVAŞLAR VE AFETLER >>>
135 HARAP OLMUŞ YERLERİN İMARI, İMAR EDİLMİŞ YERLERİN TAHRİBİ >>>
136 KİŞİNİN KARDEŞİNİ ÖLDÜRMESİ >>>
137 İNSANLARIN LİDERLERİNİ ÖLDÜRMESİ >>>
138 AHİR ZAMANDAKİ İNSANLAR ARASINDAKİ SEVGİSİZLİK HEM KIYAMET ALAMETİ HEM DE HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ÇIKIŞ ALAMETİDİR >>>
139 HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ÇIKIŞ ALAMETLERİNDEN BİRİ DE, İNSANLARIN DOĞRU YOLDAN AYRILIP SAĞ VE SOLU TUTMUŞ OLMALARIDIR >>>
140 HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN ÇIKIŞINDAN ÖNCE BÜYÜK BİR OLAY MEYDANA GELECEKTİR >>>

Hz. Mehdinin Çıkış Alametlerinden: DEPREMLERİN ÇOĞALMASI

Depremlerin Çoğalması

“Şu hadiseler meydana gelmedikçe kıyamet kopmayacaktır… depremler çoğalacak…”
(Ramuz-El Ehadis, 476/11)

“Kıyametten önce iki büyük hadise vardır… ve sonra da zelzeleli yıllar.”
(Ramuz-El Ehadis, 187/2)

 

Hiç şüphesiz tarih boyunca çok az doğa olayı depremler kadar insanlığı etkilemiştir. Her an, her yerde meydana gelebilen depremler yüzyıllar boyunca çok sayıda kişinin ölümüne ve astronomik boyutlarda maddi zarara yol açmış, bu özellikleri nedeniyle insanlar için korku kaynağı olmuştur. 20. ve 21. yüzyılın teknolojik koşulları bile depremlerin verdiği hasarı ancak belirli ölçülerde engelleyebilmiştir.

Teknolojinin, kendilerine doğaya hükmetme olanağı sağlayacağı hayaline kapılan bazı insanlara ise 1995 Kobe depremi anlamlı bir ders vermiştir. Hatırlanacağı gibi, Japonya’nın büyük endüstri ve ulaşım merkezinde yaşanan deprem hiç beklenmedik bir anda meydana gelmiştir. Bu deprem sadece 20 saniye sürmesine rağmen, Time dergisinde belirtildiğine göre, 100 milyar dolar civarında zarara neden olmuştur.(Time, 6 Şubat 1995, “Economic Aftershock”)

Son birkaç yıl içinde meydana gelen büyük ve sürekli depremler, dünya kamuoyunun gündeminde devamlı olarak ilk sıralarda yer almaktadır. Amerikan Ulusal Deprem Enformasyon Merkezi verilerine bakılırsa 1999 yılında, yeryüzünde 20.832 deprem meydana gelmiştir. Bu depremlerde tahmini olarak 22.711 insan hayatını kaybetmiştir.(US Geological Survey National Earthquake Information Center, “Earthquake Facts and Statistics”, 2000, http://wwwneic.cr.usgs.gov/neis/eqlists/
eqstats.html http://wwwneic.cr.usgs.gov/neis/bulletin/1999_stats.html)

Kuran’da da deprem ile kıyamet arasındaki ilişkiyi işaret eden ayetler bulunmaktadır. Kuran’ın 99. Suresi’nin adı Zelzele (büyük sarsıntı, deprem) Suresi’dir. Sekiz ayetten oluşan bu surede yerin şiddetli sarsıntısı tasvir edilmekte, bunun ardından da kıyamet günü insanların diriltilecekleri ve Allah’ın huzurunda hesap verecekleri, zerre ağırlığınca da olsa yaptıkları işlerin karşılığını alacakları anlatılmaktadır:

Yer, o şiddetli sarsıntıyla sarsıldığı,
Yer, ağırlıklarını dışa atıp-çıkardığı,
Ve insan: “Buna ne oluyor?” dediği zaman,
O gün (yer) haberlerini anlatacaktır.
Çünkü senin Rabbin ona vahyetmiştir.
O gün insanlar, amelleri kendilerine gösterilsin diye bölük bölük fırlayıp-çıkarlar.
Artık kim zerre ağırlığınca hayır işlerse, onu görür. Artık kim zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlerse, onu görür. (Zelzele Suresi, 1-8)

 

Hz.Mehdinin Çıkış Alametlerinden: HZ. MEHDİ (A.S)’DAN ÜMİT KESİLMESİ

Hz. Mehdi (a.s.)’den Ümit Kesilmesi

İnsanların ümitsiz olduğu ve “Hiç Mehdi falan yokmuş” dediği bir sırada Allah Hz. Mehdi (a.s.)’yi gönderir.

(Kitab-ul Burhan fi-Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)

 

Yukarıdaki hadiste Altınçağ alametlerinden birinin insanların “Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelmeyeceği yönünde” bir ümitsizliğe kapılmaları olduğu bildirilir.

Ahir zamanda, savaşlarla, yoklukla, açlıkla, adaletsizliklerle, ahlaki çöküşle ve çeşitli salgın hastalıklarla iç içe yaşayan insanlar tüm bu olumsuzlukların ortadan kalkabileceğine dair inançlarını yitirirler. Müslümanlar arasında da pek çok kişi, Altınçağ’ın başlayıp, İslam ahlakının dünya üzerinde hakim olacağı yönündeki beklentilerini kaybeder ve fitnelerin artarak devam edeceğine inanır.

Nitekim günümüzde de bu ruh halinin örnekleri sık sık görülmektedir. Peygamber Efendimizin Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişi ve Altınçağ’da yaşanacak olan güzelliklerle ilgili çok sayıda hadisi olmasına rağmen birçok kişi böyle bir dönemin yaşanmayacağını zannetmektedir. İşte bu zan da ahir zaman alametlerinden biridir. Altınçağ, bu ümitsizlik halinin insanlar arasında yaygınlaştığı bir zamanda, Allah’ın insanlara olan rahmeti sayesinde başlayacaktır.

Hadiste ahir zamanın başlangıcında biri bitmeden diğeri başlayan fitnelerden söz edilmektedir. 20. yüzyıl da tam hadiste tarif edildiği gibi, bitmek bilmeyen savaşların, çatışmaların ve katliamların tüm dünyayı sardığı bir asırdı.

 

Hz. Mehdinin Alametleri: YAYGIN KATLİAMLARIN GÖRÜLMESİ

Yaygın Katliamlar

Hz. Mehdi (a.s.)’den önce, yaygın katliamların vuku bulacağı büyük bir fitne görülecektir.

(El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 37)

 

Peygamberimiz (sav)’in Hz. Mehdi (a.s.)’nin gelişi ile ilgili bildirdiği hadislerin büyük bir kısmında, Hz. Mehdi (a.s.) gelmeden önce dünyada karmaşa, güvensizlik ve huzursuzluğun hakim olacağı üzerinde durulmaktadır. Savaşlar ve çatışmaların yanı sıra, toplu katliamların yaşanacak olması da bu dönemin belirgin özellikleri arasındadır. Ayrıca hadiste katliamların yaygın olacağına, yani tüm dünya çapında yaşanacağına dikkat çekilmektedir.


Amnesty International’ın raporlarına göre Saddam Hüseyin Halepçe’de 5000 sivili vahşice katlettirmiş, binlerce kişi de benzer saldırılarda kaybolmuştu.

Geçtiğimiz yüzyılda iki büyük dünya savaşı yaşanmış ve sırf bu savaşlarda 65 milyon insan hayatını kaybetmiştir. 20. yüzyıl boyunca siyasi nedenlerle katledilen sivillerin sayısının 180 milyonu aştığı tahmin edilmektedir. Bu daha önceki yüzyıllarla kıyaslandığında olağanüstü derecede yüksek bir rakamdır. Gerçekte 20. yüzyıla dek dünya üzerindeki savaşlar çoğu zaman bir cephe savaşı şeklinde yaşanır, yani belirli bir hat üzerinde savaşan ordular arasında geçerdi. Oysa 20. yüzyıldaki silah teknolojisi ve buna bağlı olarak geliştirilen askeri stratejiler, “topyekün savaş” kavramını ortaya çıkarmış, savaşlar sadece cephedeki askerleri değil, cephe gerisindeki sivilleri de büyük ölçüde hedef almıştır. Şehirlerin bombalanması, kimyasal, biyolojik veya nükleer silahlar, soykırım, toplama kampları gibi kavramlar, sadece 20. yüzyıla özgüdür.

Söz konusu vahşet sürmekte, bugün hala dünyanın dört bir yanında kanlı savaşlar ve çatışmalar devam etmektedir. Bu savaşların ortak özelliği ise, yukarıdaki hadiste de belirtildiği gibi toplu katliamların yaşandığı savaşlar olmasıdır. Bir yandan kitle imha silahlarının kullanılmaya başlanması, diğer yandan da çatışmayı ve kan dökmeyi teşvik eden ideolojilerin fikri egemenliği, katliamların çok geniş kapsamlı olmasına neden olmaktadır.

Yakın tarihe bakıldığında pek çok insanın hayatını kaybettiği çeşitli katliam örnekleri görülecektir. Örneğin Bosna Savaşı, ağırlıklı olarak sivil halkın hedef alındığı, kadın, çocuk, yaşlı denmeden binlerce insanın katledildiği bir savaş olarak tarihe geçmiştir. Savaş sonrasında ortaya çıkarılan toplu mezarlar ise katliamın boyutlarını gözler önüne seren çarpıcı bir delil olmuştur.

Filistin halkına karşı 1940′lardan beri yürütülen bir diğer “etnik temizlik” operasyonu ise, daha uzun vadeli bir katliam politikasıdır. Bu politikanın Sabra ve Şatilla katliamları gibi örnekleri, yaşanan olayların boyutlarını gözler önüne sermektedir.

Afrika kıtasında da sık sık çeşitli farklı etnik kökenler arasında şiddetli çatışmalar yaşanmakta ve binlerce insan hayatını yitirmektedir. 1997 yılının ilkbaharında 5 büyük ülkeyi, Zaire, Ruanda, Uganda, Burundi ve Tanzanya’yı içine alan bir bölgeyi etkileyen bir savaş, iki büyük kabile arasında yaşandı: Hutu ve Tutsi kabileleri. Bu etnik savaşta yarım milyona yakın insan hayatını yitirdi. On binlerce kişi ormanlarda açlıkla, sefaletle, salgın hastalıklarla mücadele etti ve çok büyük bir bölümü öldü. Küçük çocuklar ve bebekler bile sırf başka bir kabileden oldukları için vahşice öldürüldüler.


Bosna’da, tüm insanların gözü önünde gerçekleşen büyük bir soykırım yaşandı ve sona erdi. Ancak birbiri ardına bulunan toplu mezarlar katliamın gerçek boyutunu ortaya koyuyor.


Çeçenistan topraklarında yıllardır devam eden çatışmalarda binlerce masum insan hayatını yitirdi. Çok sayıda insan da mülteci durumuna düştü. Bu insanlardan da birçoğu yollarda hayatını kaybetti. (Üstte)

 

Hz. Mehdi Alametleri: DOĞU TARAFINDAN BİR ATEŞ GÖRÜLMESİ

Doğu Tarafından Bir Ateşin Görünmesi

“İkdiddurer isimli kitapta Hz. Mehdi (a.s.)’nin zuhur alametleri bahsinde geçiyor: Doğuda, semada üç gece görünen büyük bir ateşin çıkması. Mutad (alışılmışın dışında) şafak kızıllığı gibi olmayan bir kırmızılığın semada görülüp ufukta yayılması.”
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 32)

“Doğudan üç veya yedi gün ardı ardına büyük bir ateş zuhur edecek, gökte karanlık görülecek, gökte alışılmış olan kırmızılığın aksine bambaşka bir kızıllık yayılacak. Yeryüzünün duyup anlayabileceği bir dille nida edilecek.”
(Kıyamet Alametleri, s. 166)

“Ebu Cafer b. Muhammed b. Ali (r.a.)dan rivayet edildi. Siz üç veya yedi gün, doğudan bir ateşi gördüğünüz zaman Al-i Muhammed’in çıkmasını bekleyiniz, inşaallah-ü Teala, bir münadi Hz. Mehdi (a.s.)’nin ismi ile semadan nida edecek ki, doğuda batıda olan herkes bu sesi işitecek. Öyleki korkudan uykuda olanlar uyanacak, ayakta olan çökecek, oturan ise ayağa fırlayacaktır.”
(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman , s. 32)

“Yemin ederim ki bir ateş sizi saracaktır. O ateş bugün Berehut denilen vadide sönük vaziyettedir. O ateş içinde müthiş azap olduğu halde insanları kaplar. O ateş insanları, malları yakıp bitirir. Sekiz gün içinde rüzgar ile bulut gibi uçarak dünyanın her tarafına yayılır. Geceki sıcağı gündüzki hararetinden daha şiddetlidir. O ateş insanların başının üzerinden arşın altına kadar yaklaşarak yeryüzü ile gökyüzü arasında gökgürültüsü gibi korkunç gürültüsü olur, buyurdu.”
(Ölüm-Kıyamet -Ahiret ve Ahir Zaman Alametleri, s. 461)

 

Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkış öncesi alametlerinden olan bu ateş hakkında kısa bir açıklama yapmak yerinde olacaktır.

Bazı kişiler bu ateşi; sebepsiz yere birdenbire ortaya çıkan, sönme nedir bilmeyen, hatta herkesin bulunduğu yerden mutlaka göreceği tarzda bir alamet olarak beklemektedir. Halbuki kıyamet alametlerinin meydana gelişi sırasında imtihan devam ettiğinden onların anlaşılması, herkesin mecburen kabul edeceği bir açıklıkta olmaz. Böylece insanlar akıllarını, vicdanlarını, iradelerini kullanarak karar verirler. Şayet kıyamet alametleri ile ilgili hadisler en ince ayrıntısına kadar (mesela; hangi şehirde, kaç tarihinde, ne şekilde çıkacağı) anlatılsaydı, daha önce de belirttiğimiz gibi herkes mecburen kabul eder, insanlar arasında derece farkı kalmazdı. Bu sebeple kıyamet alametleri ile ilgili hadisler özellikle yarı kapalı bir şekilde bildirilmiştir.

Ateş alametini de bu şekilde değerlendirmek gerekmektedir. Bir ateş sebepsiz yere çıkmaz, ya bir kaza, ya bir patlama gibi kasıt veya ihmal neticesinde çıkar. Hz. Mehdi (a.s.)’nin çıkış alameti olarak söylenmesi, onun çok garip ve olağanüstü bir alamet şeklinde çıkmasını gerektirmez. Önemli olan bu ateşin, hadiste tarif edilen ateşin özelliklerine uygun olarak çıkmasıdır. Bu ateşi tanımak ve tespit edebilmek için yapılacak ilk iş, özelliklerinin ortaya çıkartılmasıdır.

Bilindiği gibi Temmuz 1991 yılında Irak’ın Kuveyt’i işgali sonrasında, Kuveyt’e ait petrol kuyularını ateşe vermesi sonucunda Kuveyt ve Basra Körfezi’ni çok büyük bir ateş sarmıştır.

Ayrıca Hadis-i şerifin ilk kısmında ateş için “sönük bir vaziyettedir” denmektedir. Ateş, yanıcı bir maddenin yanmasıyla meydana gelen bir durum olduğuna göre burada sönük vaziyette bekleyen ateşin kendisi değil, ateşin yakacağı hammaddedir.

Okumaya devam et

Hz. Mehdinin bir alameti: AFGANİSTAN’IN İŞGALİ

Afganistan’ın İşgali

“Talikan’a (Afganistan’a) yazık oldu. Şüphesiz Allah Teala’nın orada altın ve gümüş olmayan hazineleri vardır. Orada Allah’ı hakkıyla bilen insanlar vardır. Onlar ahir zaman Hz. Mehdi (a.s.)’sinin yardımcılarıdır.”

(Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 59)

Hadiste Afganistan’ın ahir zamanda işgal edileceğine işaret vardır. Gerçekten de Rusların Afganistan’ı işgali olan 1979 yılı Hicri 1400 yılına, diğer bir ifadeyle Hicri 14. yüzyılın başlangıcına denk gelmektedir. Ayrıca bu rivayette Afganistan’ın maddi zenginliklerine dikkat çekilmektedir. Bugün Afganistan’da çeşitli sebeplerle işletilmeye açılmamış büyük petrol yatakları, demir havzaları ve kömür madenleri tespit edilmiştir.

Hz. Mehdinin Gelişinde HİÇ ŞÜPHE YOKTUR!

HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN GELİŞİNDE ŞÜPHE YOKTUR

Hz. Mehdi (a.s.) Hakkındaki Hadisler Mütevatirdir

“Tevatür”, kelime anlamı olarak “kuvvetli haber, içinde yalan ihtimali olmayan ve bir cemaate dayanan kuvvetli haber” demektir. (Büyük Lugat-Tür-Dav, 3003) Hadis bilimcilere göre; bir haber birçok kişi tarafından rivayet edilmişse ve bu ravilerin biraraya gelip, haber uydurmaları, durumları itibarıyle mümkün değilse buna “Mütevatir” haber denilir.

Okumaya devam et

Risale-i Nur: “HZ. MEHDİ, KESİNLİKLE ŞAHISTIR!”

RİSALE-İ NUR KÜLLİYATINDA 36 AYRI YERDE 38 DEFA 
HZ. MEHDİ’NİN BİR ŞAHIS, BİR ZAT, BİR İNSAN OLDUĞU İFADE EDİLMİŞTİR.

SAİD NURSİ’NİN, HZ. MEHDİ (A.S.)’NİN BİR ŞAHSI MANEVİ DEĞİL “ŞAHIS” OLDUĞU İLE İLGİLİ AÇIKLAMALARI:

  1. Ona karşı Âl-i Beyt-i Nebevînin silsile-i nuranîsine (Peygamberimizin nurani soyuna) bağlanan, ehl-i velayet (velilerin) ve ehl-i kemalin (kamil iman sahiplerinin) başına geçecek Âl-i Beytten Muhammed Hz. Mehdi (1. ifade) isminde bir zât-ı nuranî (2. tekrar) (nurlu bir şahıs), o Süfyan’ın şahs-ı manevîsi olan cereyan-ı münafıkaneyi (münafıklık akımını) öldürüp (etkisiz hale getirip) dağıtacaktır… (Mektubat, sf. 56-57)
  1. …Âhir zamanın o büyük şahsı (3. tekrar)Âl-i Beyt’ten (Peygamberimizin soyundan) olacak. (Şualar, sf. 442)
  1. O zât (4. tekrar)o taifenin uzun tedkikatı (o topluluğun uzun araştırmaları, incelemeleri) ile yazdıkları eseri kendine hazır bir program yapacak, onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak. Bu vazifenin istinad ettiği (dayandığı) kuvvet ve manevî ordusu, yalnız ihlas ve sadakat ve tesanüd (dayanışma) sıfatlarına tam sahib olan bir kısım şakirdlerdir (öğrencilerdir). Ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kuvvetli ve kıymetli sayılırlar. (Emirdağ Lâhikası-1, sf. 266-267)
  1. … Ben de onlara demiştim: “Ben, kendimi seyyid (Peygamberimiz’in soyundan) bilemiyorum. Bu zamanda nesiller bilinmiyor. Halbuki âhir zamanın o büyük şahsı (5. tekrar)Âl-i Beyt’ten (Peygamberimiz’in ailesinden) olacaktır. (Emirdağ Lâhikası-1, sf. 267)
  1. O ileride gelecek acib bir şahsın (6. tekrar) (şaşılan ve hayret uyandıran şahsın) bir hizmetkarı ve ona yer hazır edecek bir dümdarı (önceden gelen takipçisi) ve o büyük kumandanın (7. tekrar) pişdar bir neferi (öncü bir askeri) olduğumu zannediyorum.(Barla Lahikası, sf. 162)
  1. Ahir zamanın en büyük fesadı zamanında; elbette en büyük bir müçtehid (8. tekrar)(içtihad eden büyük İslam alimi), hem en büyük bir müceddid (9. tekrar) (her yüzyıl başında dini hakikatleri devrin ihtiyacına göre ders vermek üzere gönderilen büyük İslam alimi, yenileyen, yenileyici), hem hâkim (10. tekrar), hem Hz. Mehdi, hem mürşid (doğru yolu gösteren kişi), hem kutb-u a’zam (11. tekrar) (Müslümanların kendisine bağlandıkları büyük evliyalardan, zamanın en büyük mürşidi) olarak bir zât-ı nuranîyi (12. tekrar) gönderecek ve o zât (13. tekrar) da Ehl-i Beyt-i Nebevîden (Peygamberimizin soyundan) olacaktır. (Mektubat, sf. 411, 412, 441)

Okumaya devam et

Hz. Mehdinin Büyük Bir Maddi Kuvveti Olacaktır.

Hz. Mehdi (a.s.)’ye Büyük Bir Maddi Kuvvet Verilecektir

Birinci vazife, maddi kuvvetle değil, belki kuvvetli itikad (güçlü ve samimi bir iman) ve ihlas (yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu gözetme) ve sadakatle (kalpten bağlılıkla) olduğu halde, BU İKİNCİ VAZİFE, GAYET BÜYÜK MADDİ BİR KUVVET VE HAKİMİYET LAZIM Kİ, O İKİNCİ VAZİFE TATBİK EDİLEBİLSİN (yerine getirilebilsin). (Sikke-i Tasdik-i Gaybi, s. 9)

Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.)’nin ikinci görevini ancak “BÜYÜK BİR MADDİ KUVVET VE HAKİMİYETLE” gerçekleştirilebileceğini vurgulamıştır. Bu güce sahip olacak tek kişi Hz. Mehdi (a.s.)’dir. Bediüzzaman, Hz. Mehdi (a.s.)’nin bu vazifesini dünya çapında gerçekleştireceğini hatırlatarak, onun sahip olacağı maddi kuvvet ve hâkimiyetin de çok büyük boyutlarda olacağına dikkat çekmiştir. Bediüzzaman, yaşadığı süre içerisinde böyle bir güç ve hakimiyet sahibi olmamıştır. Tüm hayatını Kuran ahlakının tebliğine adamış, bu uğurda her türlü fedakarlığı göze almış ve çok büyük bir hizmet vermiştir. Ancak onun tebliği maddi bir kuvvet ve hakimiyet içerisinde değil, gayet zor maddi şartlarda ve benzersiz sıkıntılar içerisinde geçmiştir.

Okumaya devam et

Hz. Mehdi döneminde; Hristiyanlık, İslamiyete Tabi Olacaktır.

Hristiyanlık, Üçleme ve Hurafelerden Arınarak İslamiyet’e Tabi Olacaktır

İşte böyle bir sırada, o cereyan pek kuvvetli göründüğü bir zamanda, Hazret-i İsa Aleyhisselam’ın şahsiyet-i maneviyesinden ibaret olan hakiki İsevilik dini zuhur edecek (ortaya çıkacak), yani rahmet-i İlahiyenin semasından nüzul edecek; hal-i hazır Hristiyanlık dini o hakikata karşı tasaffi edecek(temizlenecek), hurafattan ve tahrifattan (hurafelerden ve tahriflerden) sıyrılacak, hakaik-i İslamiye (İslam gerçeği) ile birleşecek; manen Hristiyanlık bir nevi İslamiyet’e inkılab edecektir (dönüşecektir). Ve Kuran’a iktida ederek (uyarak), o İsevilik  şahs-ı manevisi tabi (uyan) ve İslamiyet metbu (uyulan) makamında kalacak; din-i hak bu iltihak (katılma) neticesinde azim bir kuvvet bulacaktır. (Mektubat s. 53-54)

Bediüzzaman’ın sözlerinde belirttiği gibi, Hristiyanlık dini, Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne gelişiyle birlikte, batıl inanışlardan, hurafelerden ve tahrif olmuş özelliklerinden arınacak ve temizlenecektir. İsevilik gerçek din olan İslamiyet ile birleşecek, manevi olarak Hristiyanlık İslamiyet’e dönecektir. İki dinin birleşmesi ile materyalizm fikren mağlup olacak ve insanların üzerindeki etkisi dağılacaktır.

Okumaya devam et

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.